page loader

Arbeta Blog YazılarıMoğollar ve Moğolistan

Moğollar ve Moğolistan

01 Ağustos 2016
Moğollar ve Moğolistan

Moğolistan Türkiye’nin yaklaşık 3 katı büyüklüğünde Rusya ve Çin’in komşuluğuna sahip büyük bir ülke. Fakat nüfusu bu ülkenin büyüklüğüne gölge düşürürcesine yaklaşık 3 milyon. Neredeyse bin kilometreye bir insan düşmekte. Ülke nüfusunun büyük bir çoğunluğu başkent Ulanbator’da yaşamakta.

Ulanbator’un ilk adı saray anlamına gelen “Urga” olmuş. 1778 yılına kadar adeta bir gezerkent olmuş. Çadırlardan oluşan bu yerleşim yeri sürekli yer değiştirmiş. Ancak 1778 yılından itibaren kente dönüşmeye başlamış. 1924 yılında sosyalist devrimin ardından o günlerin ulusal kahramanı Sükbaatar’ın anısına Ulaanbatar yani “kızıl kahraman” olarak değiştirilmiştir. Biz Ulanbator diyoruz.

Bugün 1 milyona yaklaşan nüfusu ile göçebe kültürü ile yerleşik kültürün iç içe geçtiği bir kent belli başlı bir merkez ve onu çevreleyen caddelerden oluşmakta.

Sükbataar Meydanı kentin tam merkezi. Ortasında Sikbataar’ın heykeli var. Resmigeçitlerin, törenlerin hatta protestoların yapıldığı bu devasa alan sanki tüm Moğolistan’ı alabilecek kapasite de durmakta.

Hemen arka tarafta duran meclis binası. Önünde uzanan büyük bir Cengiz Han heykeli ile zenginleştirilmiş. Oğullarının heykelleri de yanında. Moğollara bir zamanlar dünyayı yönettiklerini hatırlatır durumda. Meclis binasının içinde şehir müzesi var ve Moğol Kültürünün izlerini yakından görebilirsiniz.

Çevre yakın zamana kadar yönetimde hakim olan Sovyet izlerini yansıtan binalarla çevrili. Opera Binası, Kültür Sarayı, Ulusal Sanat Galerisi gibi.

Kentin gece yaşantısı da hareketli. İş yapama amacı ile gelen yabancıların tamamı neredeyse erkek. Bu durum ıssız bozkırın ortasında umulmadık bir insan kalabalığını barındıran Ulanbator’un bir eğlence merkezi olarak gelişmesini de sağlamış.

Kentte 2 tane Türk restoranı var. Etlerin kesilmesi Şaman inancına göre hayvanın kanının akıtılmasını uygun görmediklerinde olsa gerek oldukça sert. Moğol lezzetlerini tatmak isteyenler için “Mongolian Restaurant’ı” tavsiye ederim. Yemekleri oldukça lezzetli. Üçü kız dördü erkekten oluşan Moğol müzik grubu da yemek yerken sizlere nefis Moğol müzikleri çalmakta. Gırtlakları ile söyledikleri ezgiler insanın kulağında nefis bir tat bırakıyor.

Canlı eğlenen bir kent olan Ulanbator aynı zamanda zengin bir kültür kenti olma özelliğini de sahip. Müze binaları bakımsız gözükse de zamanında çok özenle inşa edildikleri belli. Bu küçük kentte bu kadar detaylı müzelerin olması oldukça şaşırtıcı. Neredeyse her caddeye bir müze düşmekte. Kominist Partisi döneminde insanların eğitimlerini yükseltirken müzelerin oluşturulmasına ayrıca önem verilmiştir.

Sadece bu müzeleri görmek için bile bu ülkede belirli bir süre geçirilmeli. Ülke kültürünün, tarihinin, doğasının ve güzel sanatlarının sergilendiği bu müzeler Moğolistan’ı anlamanın en değerli anahtarlarını sunuyorlar.

Ulusal tarih müzesi tarihte uzun bir yolculuk yapmak isteyen kendi tarihimizi yakından görmek isteyenler için biçilmiş kaftan. Buraya gelmemizin amaçlarından biriside kendi geçmişimizi aramak değil mi?

Kapıda işportacı gençler turistlere resim satmakla meşgulken Türkiye’den geldiklerimizi öğrendiklerinde “kardeş” sohbeti başlıyor.

Müze Türk tarihine geçmişine dokunan bir çok eseri barındırıyor. Bunlardan Orhun Kitabelerinin replikasını görmek bile bizleri heyecanlandırmaya yetiyor.

Moğalistan’dan bahsederken Cengiz Han’ı anlatmamak olmaz. Cengiz Han (Timuçin) babası Merkit’li br adamın karısı olan Höelün’ü beğenir ve kaçırır. Timuçin (Cengiz Han)ilk çocuktur. Babasını küçük yaşta kaybeden Cengiz Han bu karanlık dönemde o kadar zor bir çocukluk geçirir ki gölden balık tutup karnını doyurduğu söylenir. Bu durum Moğollara yakışmayan zor katlanılacak bir durumdur.

Erken yaşta evlenecek olan Cengiz Hanın’ın nişanlısı kadere bakın ki bir Merkit tarafından kaçırılır. 4 aylık süren esirlikten sonra kurtarılır ve Cengiz Han’a 5 çocuk verir.

Moğollar ve Türk dünyası o zamanlar bir başıboşlukta idi ve kendilerine bir lider arıyorlardı. Cengiz Han işte bu dönemde (1206) bu görevi üstlenmiştir.

20 yıl süren hükümdarlığı boyunca ülkesini bir ucu Çin’den başlayan diğer ucu Anadolu’ya kadar uzanan muhteşem bir coğrafyaya taşımıştır.

Cengiz Han fethettiği yerlerde taş üstünde taş bırakmayan topladığı esirleri savaşta ön sıralarda kullanmakta çekinmeyen bir savaş üstadıdır. Askerleri iyi ata biner ve iyi ok atarlar. Hatta kadınlarına da sayılarının çok olduğunu göstermek için askeri zırlar giydirdikleri de bilinir. Yani savaş taktikleri bulununcaya dek Moğollar tüm dünyayı yay ve okla yönetmişlerdir.

Cengiz Han’ın mezarı hala günümüz dünyasında bilinmemektedir. Rivayet odur ki Cengiz Han’ı defnederlerken önüne çıkan herkesi öldürmüşlerdir. Ayrıca mezarının üzerinde 1000 atlı gezdirilerek mezar yeri kaybedilmiştir. Günümüze Cengiz Han’ın mezarını bilen “Kara Şapkalılar” adlı tarikat yüzyıllardır bu misyonu sürdürdüğüne inanmaktadır.

Bugün Moğollar dünya nüfusunun 3’te birinin Cengiz Han sülalesinden geldiğini kendilerinin asil kan diğerlerin melez olduklarını savunmaktalar. Orada tanıştığım yerel rehber kızının doğduğunda kafasının arkasında mavilik olduğunu ve Cengiz Han’ın soyundan geldiğinin en büyük kanıtı olduğunu söyledi.

Moğollar Cengiz Han’ı o kadar çok seviyorlar ki ülkenin en büyük bozkırlarından birine devasa bir Cengiz Han heykeli koymuşlardır. Ulusun tarihi onunla başlıyormuş gibi sahiplenirler.

Tuul Irmağı boyunca ilerliyoruz. Yolumuzun hemen paralelinde başlayıp Çin’de sonlanan demiryolu bizlere eşlik ediyor. Biraz asfalt biraz toprak yoldan Tonyukuk abidelerine ulaşıyoruz.

Türk dünyasının en önemli siyasetçilerinden biri olan bilge Tonyukuk Göktürk Devletinin sırasıyla İlteriş Kağan, Kapagan Kağan ve Bilge Kağan dönemlerinde kağanların başyardımcısıdır. Uluğ Bilge sıfatını taşır. Devlet görüşleriyle tarihe geçmiş bu devlet adamı yaşlılığı döneminde gerek Bilge Kağan gerekse onun kardeşi Kül Tiğin tarafından büyük bir saygı görür.

Eğer bu anıt olmasaydı onun bu varlığından haberdar olamayacaktık.

Ulanbator yakınlarında ki bu abide onun yaşlılığı döneminde kendisi tarafından diktirildiği sanılmaktadır. Yazıtta yine kendisi hitap ediyor. 13. Yüzyıl siyasetine yazdıkları ile şahit olabiliriz. Sadece Kağanların değil düşünceleri ve eylemleri ile insanlara faydalı olmuş bir devlet adamının da saygı gördüğünü, onların anılarının yaşatılmak istendiğini gösteren ilginç bir örnek.

Anıtta Türk milletine öğütler yer almakta. Sık sık “Kağan’ı cesur imiş, müşaviri bilici imiş” geçmekte. Ölümünden 1300 yıl geçmesine rağmen bizleri buraya ayağına getiriyorsa bir anlamda ölümsüzleştiğinin de bilincinde olan bir devlet adamı.

Kitabede Türk halkına hitaben şu sözler yazılı “Çinlilerin ipek kumaşlarından ve ipek kadınlarından uzak durun”.

Gezimizde bizleri bekleyen sürprizler de vardı. Moğolistan'ın Türkiye ile diplomatik ilişkilerinin 45. yıl dönümü nedeniyle Büyükelçilikte verilen resepsiyona katılıp Meclis Bakanımızın ülke hakkında ki görüşlerini dinleme fırsatımız oldu. Ayrıca Türkiye’den ilk defa ülke halkı ile aynı adı taşıyan Moğollar konseri de gezimize ayrı bir hava kattı.

Sınırsız bozkırları, dört bir yana koşuşturan atları, sınırsız boşlukları, ırmakları, çölleri, doğayı ve içindeki muhteşem yaşam mücadelesi ile Ata Yurdu Moğolistan’ı mutlaka görmenizi isterim.